Genel sağlık güzellik ve estetik bilgileri yer almaktadır.
12 Şubat
Fx15 Zayıflama özelliğinin yanında içeriğinde bulunan diğer bitkiler, üzüm çekirdeği ekstresi, hücre zarlarını güçlendirir ve hücreleri oksidatif hasardan korur.
Antioksidan alımı sadece hastalıklardan korunmamıza sağlamakla kalmaz, birde erken yaşlanmayı önler, gençleştiricidir ve enerji vericidir.
Lotus yaprağı ekstresinin toksinlerden arındırıcı ve lipid düzeyini düşürücü etkisi vardır. Fazla kiloları gidererek sindirim sistemini düzenler.
Yapılan araştırmalar ayrıca lotus yapraklarının damarları genişletip tansiyonu düşürdüğünü ispatlamıştır. Yeşil çay antienflamatuar ve hücre yenileyicidir.
Dolaşımı düzenler.
Kolestrolü düşürür.
Yeşil çayın cildi sıkılaştırıcı özelliği ile de zayıflama sürecindeki cilt sarkmalarını da önler.
Fx15 tok tutucu özelliği ile size doğal diyet yaptırır. Özel bi program uygulamanıza gerek yok ama tatlı - hamur işi gibi şeylere dikkat edersek daha iyi olur. Cildi sıkılaştırıcı özelliği ile gözler görülür incelme sağlar. Düzenli kullanıma devam ederek ideal kilonuza gelebilirsiniz.
FX15′in bir ilaç olmadığını tekrar belirtmek isteriz. İçeriğindeki üzüm ekstresi sindirimi düzenlediği için mide rahatsızlığı gibi bir şikayetiniz varsa daha da fayda sağlayacaktır. Yüksek tansiyonu düşürücü özelliği vardır.
Kaynak: FX15
27 Ekim
Neden bazı ciltlerde daha fazla olur?
Yağlı ciltlerde, soya çekime bağlı olarak bazı bireylerde akne eğilimi artmaktadır.
Ergenlikte sivilcelerin ne kadarını normal saymalı, hangi koşullarda bir uzmana başvurmalıyız?
Akne, ister hafif ister ciddi olsun mutlaka hekiminizin size vereceği bilgiler doğrultusunda kontrollü ve güvenli biçimde tedavi edilmelidir. Unutmayın ki “Tedavi edilemeyecek akne yoktur!”.
Ancak farklı türde ve şiddette aknenin tedavisi için farklıseçenekler vardır ve tedavinin başarılı olabilmesi için uygun olanının seçilmesi esastır. Bu nedenle hekiminizin önerilerine sıkısıkıya uymak, tedaviyi bilinçli bir şekilde sürdürmek gerekir. Genelde iz bırakmaya meyilli olan, bireyi dış görünüm anlamında rahatsız eden akne’de tedavinin planlanması gereklidir.
Sivilceleri engellemek için ergenlerin yapabilecekleri bir şeyler var mı? Temizlik? Beslenme?
Cilt temizliği başta gelen unsur olarak sayılabilir. Hatalı kozmetik ürünlerden kaçınmak, deri tipinize uygun kozmetik seçimi önemlidir.
Sivilceler bir kere çıktıktan sonra gençler nelere dikkat etmeli?
Tedavi protokollerinin hekim tarafından düzenlenmesinin dışında, günde 2 kez su ve uygun ürünle yüz yıkamaya dikkat etmek, yüz kozmetiklerinin seçiminde dikkatli olmak, sivilceyi koparmak ve yolmaktan kaçınmak, uygun güneş ürünlerini kullanmak dikkat edilecek hususlar olarak sayılabilir.
Aileler nelere dikkat etmeli?
Çocuklarının tedavi protokollerine uyumunu sağlamak, psikolojik etkilenimin iyi saptanması (şiddetli akne olgularında %10’a varan oranda depresyon eğilimi gözlenebilir), sivilcelerle oynamanın engellenmesi veya en aza indirgenmesi ailelerin üzerine düşen görevler arasında sayılabilir.
27 Ekim
Yargıtay doktorların, hafif dahi olsa bütün kusurlarından sorumlu olduklarını vurgulayarak, doktorun, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu, tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yöntemini de gecikmeden belirleyip uygulamak zorunda olduğunu kaydetti.
Özel bir hastanede sezaryenle doğum yapan bir hastanın, beyin fonksiyonlarının durup komaya girmesi sonucu ölümü nedeniyle, hastanın ailesi, anestezi uzmanı doktor ve hastane hakkında tazminat davası açtı.
Yerel Mahkeme, davayı kısmen kabul ederek, davacılara çeşitli miktarlarda maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme kararını davalılar yararına bozdu.
Daire, olayda davalı doktor ve hastanenin kusuru olup olmadığı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesini kararına gerekçe gösterdi.
Dairenin kararında, doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurlarının, hafif dahi olsa sorumluluğunun unsuru olarak kabul edilmesi gerektiğine işaret edildi.
“DOKTORUN SORUMLULUĞU…”
Doktorun, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu, tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yöntemini de gecikmeden belirleyip uygulamak zorunda olduğu vurgulanan kararda, doktorun, asgari düzeyde dahi olsa, tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlü olduğu kaydedildi. Kararda, şöyle denildi:
“Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir tercih yaparken de hastasının ve hastalığının özelliklerini göz önünde tutmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı, en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de hasta, tedavisini üstlenen meslek mensubu doktorundan tedavisinin bütün aşamalarında mesleğin gerektirdiği titiz bir ihtimam ve dikkati göstermesini, beden ve ruh sağlığı ile ilgili tehlikelerden kendisini bilgilendirmesini güven içinde beklemek hakkına sahiptir.
Gereken özeni göstermeyen vekil, ilgili kanun hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor sorumlu tutulmamalıdır.”
BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPILMALI
Somut olayda, davalı doktor hakkında açılan ceza davasının 4616 sayılı Yasa gereğince ertelendiği anımsatılan kararda, mahkemece ceza davasında alınan Adli Tıp ve Yüksek Sağlık Şurası raporlarına dayanılarak sonuca gidildiği belirtildi. Kararda, davalılar tarafından bu raporlara itiraz edilmesine rağmen, mahkemece bu itirazlar üzerinde yeterince durulmadığı ifade edilerek, “Bu durumda, mahkemece davalıların ceza dosyasında alınan raporlara itirazları üzerinde durularak üniversiteden konusunda uzman, anestezi ve kadın doğum hastalıkları uzmanlarının da bulunduğu üç kişilik bilirkişi heyetinden açıklamalı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, olayda davalı doktor ve hastanenin kusuru olup olmadığının belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
27 Ekim
Cinsel hayatınızı ateşleyin Sağlıklı bir cinsel hayat için, yaşam kriterlerinizi değiştirmeniz gerekmektedir…
Sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin yüzde 90’ında kalp hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol, diyabet veya sigara kullanımı gibi risk faktörlerinden biri mutlaka görülüyor.
Prof. Dr. Hattatın önerdiği basit yaşam tarzı değişiklikleri şöyle:
Beslenmenize özen gösterin: Kolesterol ve doymuş yağ miktarı düşük yiyeceklere yönelin. Daha az kalori tüketin, sebze ve meyve kullanımınızı artırın.
Kilo verin: Şeker hastalığı, hipertansiyon ve damar sertliği gibi cinsel güçsüzlükle ilgili pek çok hastalıkta, kilo fazlalığı en önemli risk faktörüdür. Düzenli bir kilo verme programı damarlardaki kan akımını iyileştirip, cinsel yaşamınızı olumlu yönde etkiler.
Düzenli egzersiz yapın: Düzenli egzersiz alışkanlığı sizi yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve damar sertliği gibi cinsel gücü azaltan risk faktörlerinden koruyacak, damarlarınızı hep genç tutacaktır.
Strese dikkat!: Depresyonun ve tedavisinde kullanılan pek çok ilacın cinsel yaşamı olumsuz etkilediği biliniyor. Ayrıca gergin, stres düzeyi yüksek, sinirli erkeklerde cinsel güç kaybı daha erken yaşlarda ortaya çıkıp, daha yoğun seyreder.
Alkol ve sigaradan uzaklaşın: Alkol ve sigara cinsel sağlığa en zararlı toksinlerdir.
İdeal değerleriniz ne olmalı?
- Kolesterol seviyesi 170’in altında,
- HDL (iyi kolesterol) 60’ın üstünde,
- Trigliserit 150’nin altında,
- Tansiyon 120 - 80 mmHg olmalı.
- Bel çevresi erkeklerde 94 santimetrenin üzerine çıkmamalı.
27 Ekim
Eskişehir Devlet Hastanesindeki psikiyatri uzmanı Dr. Gönül Aydoğan, terk edilen ve anneleri tarafından yeterince kadar ilgi gösterilmeyen yeni doğmuş bebeklerde de depresyon görüldüğünü söyledi.
İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Taşbaşı Kültür Merkezi salonunda düzenlenen ‘Depresyon’ konulu konferansta konuşan Dr. Aydoğan, toplumun yüzde 20’sinde depresyon rahatsızlığı olduğunu anlattı. Depresyonun kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görüldüğünü kaydeden Dr. Aydoğan, “Bunun nedeni kadınlara iş ve ev yaşantısında ağır sorumluluklar verilmesidir” dedi.
Yeni doğan bebeklerde de depresyon olayının yaşandığını belirten psikiyatri uzmanı Dr. Gönül Aydoğan şöyle konuştu:
“Depresyonun çocuklarda, özellikle 5- 12 yaşlarında sık olarak görüldüğü bilinmektedir. Artık yeni doğan bebeklerde bile dpresyondan bahsediliyor. Özellikle terk edilen ve anneleri tarafından yeteri kadar ilgi gösterilmeyen bebeklerde depresyon görülüyor. İsteksizlik, neşesizlik, hayattan zevk almamak ve mutsuzluk depresyonun en çok görülen bulgularıdır. Depresyon fark edildiğinde geçmesini beklemek, bunu huy olarak algılamak, kişileri dışlayarak çözümden kaçmak, hastalığın uzamasına ve kronikleşmesine sebep olacaktır. Depresyon ile ilgili bilgilendirmeler arttıkça insanlar daha çok doktorlara gelmeye başladı. Eskiden doktora ‘Ben deli değilim’ diye gelirlerdi. Şimdi ise, ‘Benim psikiyatriste ihtiyacım varmış’ diyorlar. Bu sevindirici bir gelişmedir.”
1 Temmuz
Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı merkezleri, verem savaş dispanserleri ve 112 acil hizmetlerinden gerektiğinde kimlik dışında hiçbir belge ibraz edilmeden ücretsiz olarak yararlanılabilecek.
Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Turan Buzgan, 2 Temmuz Pazartesi günü başlayacak uygulamayla ilgili olarak bir grup basın mensubuna açıklamalarda bulundu. (devamı…)
12 Ocak
Zührevi hastalıklar yani cinsel yolla bulaşan hastalıklar çeşitlidir.
1-BEL SOĞUKLUĞU (GONORE)
Gonore isimli mikropun meydana getirdiği cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.Nadiren olsada cinsel yolla bulaşmaz.Mikroplu havlu,mendil gibi eşyaların kullanılması ile de bulaşabilir.Mikrop alındıktan sonra 3-7 gün arasında belirti verir.Bazen belirtiisi 12 saat ile 3 ay kadar da değişebilir.Tedavi edilmezse 3-7 hafta sonra müzminleşir.
Penisten sarı kahverengi çok defada yeşile çalan bir akıntı olur.Miktarı çok olmazsa bile her idrar yapıştan sonra ve sabahları kilota bulaşan bir akıntıdır.İdrar çıkış yeri kızarır şişer.İdrar şikayetleri olur. (devamı…)
12 Ocak
Zoster kelimesi yıllar boyu vücudu saran döküntüleri tarif etmek için kullanılmıştır. Hastalığı tarif etmek için birçok, renkli terim kullanılmıştır; Norveçliler ‘cehennemden güller kemeri’, Danimarkalılar ‘cehennem ateşi’ olarak isimlendirmişlerdir. Çok ağrılı bir hastalık olduğu için bu isimler son derece uygundur.
Başlıca Nedenleri
Zona ile suçiçeğinde etkenin aynı virüs (varicella zoster) olmasına karşın, iki hastalık hastalık birbirinden farklıdır. Zona genellikle orta yaşın üstündeki insanlarda görülür. Suçiçeği geçirildikten sonra konak sinir hücrelerinde bekleyen virüsün yeniden aktive olması ile ortaya çıkmaktadır. (devamı…)
12 Ocak
Vitiligo deride renk kaybına uğramış beyaz plaklarla seyreden kronik, genelde ilerleyici kozmetik problem oluşturan bir deri hastalığıdır.Vitiligo alanlarında deri beyaz görünürken çevresindeki bölgeler normal renktedir ve bu bölgelerde cilde rengini veren melanositlerdeki hasar nedeniyle tüyler ve kıllardada beyazlık görülür.Renk kaybı olan bölgeler çeşitli büyüklüklerde ve değişik sınır yapıları içerebilirler.Kimi zaman bir nokta kadar küçükken,kimi zaman el ayası kadar büyük ve hatta tüm deriyi etkilemiş olabilir.En sık etkilenen bölgeler ise yüz, dudak, boyun, göğüs, penis, diz, dirsek ve el sırtlarıdır. (devamı…)
12 Ocak
Toplumda sık görülen rahatsızlıklardan biri olan kurdeşen bazı durumlarda gerçekten hem hasta hem de hekim için sorun yaratan hastalıkların başında gelebilir. Tıp dilinde “ürtiker” diye anılan kurdeşen iki formda olabilir. Bunlardan ilki şikayetlerin 6 haftadan kısa sürdüğü akut ürtiker; diğeri ise şikayetlerin 6 haftayı geçtiği kronik ürtikerdir. Her iki durumda da hastalığın bulguları birbirine benzese de hastalığın oluşum nedenleri açısından belirgin farklar vardır. (devamı…)
![]()