Genel sağlık güzellik ve estetik bilgileri yer almaktadır.
27 Ekim
Cinsel hayatınızı ateşleyin Sağlıklı bir cinsel hayat için, yaşam kriterlerinizi değiştirmeniz gerekmektedir…
Sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin yüzde 90’ında kalp hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol, diyabet veya sigara kullanımı gibi risk faktörlerinden biri mutlaka görülüyor.
Prof. Dr. Hattatın önerdiği basit yaşam tarzı değişiklikleri şöyle:
Beslenmenize özen gösterin: Kolesterol ve doymuş yağ miktarı düşük yiyeceklere yönelin. Daha az kalori tüketin, sebze ve meyve kullanımınızı artırın.
Kilo verin: Şeker hastalığı, hipertansiyon ve damar sertliği gibi cinsel güçsüzlükle ilgili pek çok hastalıkta, kilo fazlalığı en önemli risk faktörüdür. Düzenli bir kilo verme programı damarlardaki kan akımını iyileştirip, cinsel yaşamınızı olumlu yönde etkiler.
Düzenli egzersiz yapın: Düzenli egzersiz alışkanlığı sizi yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve damar sertliği gibi cinsel gücü azaltan risk faktörlerinden koruyacak, damarlarınızı hep genç tutacaktır.
Strese dikkat!: Depresyonun ve tedavisinde kullanılan pek çok ilacın cinsel yaşamı olumsuz etkilediği biliniyor. Ayrıca gergin, stres düzeyi yüksek, sinirli erkeklerde cinsel güç kaybı daha erken yaşlarda ortaya çıkıp, daha yoğun seyreder.
Alkol ve sigaradan uzaklaşın: Alkol ve sigara cinsel sağlığa en zararlı toksinlerdir.
İdeal değerleriniz ne olmalı?
- Kolesterol seviyesi 170’in altında,
- HDL (iyi kolesterol) 60’ın üstünde,
- Trigliserit 150’nin altında,
- Tansiyon 120 - 80 mmHg olmalı.
- Bel çevresi erkeklerde 94 santimetrenin üzerine çıkmamalı.
21 Ekim
Erkeklerin cinsellikten beklentilerini aşağı yukarı biliyoruz: Zevk, heyecan, tutku… Peki ya kadınlarınkiler?
Erkeklerin cinsel yaşamdan beklentilerini aşağı yukarı biliyoruz: Zevk, heyecan, tutku ve eğer mümkünse ufak tefek oyunlar… Oysa kadınlar için durum biraz daha karışık, çünkü kadınlar seksi çok daha farklı boyutlarıyla yaşamanın peşinde…
Cinsellik hem erkekler, hem de kadınlar için hayatın vazgeçilmez bir parçası… Ancak bu, iki cinsin seksi aynı şekilde yaşadığı anlamına gelmiyor. Erkekler için cinsel hazzın temelinde biyolojik bir ihtiyacı karşılama ve rahatlama içgüdüsü ağır basarken kadınlar, bambaşka duygu ve düşüncelerle yatağa giriyorlar. Yani toplumsal önyargıların aksine erkekler sekse daha meraklı oldukları halde cinsel ilişkide klasik kalıpÂlarla yetinirlerken, kadınlar ilişkiye renk katmak için büyük çaba harcıyor, hayatlarının her alanı gibi cinsel yaşamlarını da ara ara gözden geçirilip yenilenmesi gereken bir bütün olarak görüyorlar. Üstelik bu sıralardan bazıları, yüzyıllardır devam eden ve her toplumda kabul gören birtakım basmakalıp düşünceleri de yalanlıyor. İşte kadınların cinselliği nasıl yaşadığına dair bazı ipuçları ve bilinmeyen gerçekler…
Daha fazla hareket istiyorlar
Demiştik ya, erkeklerin sekse daha meraklı olmaları onların daha yaratıcı oldukları ve tutkulu bir cinsel yaşam yolunda daha fazla çaba gösterdikleri anlamına gelmiyor. Aksine, kendine ve partnerine ön sevişmeyi çok görenler bile var. Onlar için asıl olan, cinsel birleşme ve boşalma anı. Oysa kadınlar için cinsel birleşmenin öncesi ve sonrası da en az kendisi kadar büyük önem taşıyor.. Onlar daha hareketli, yeniliklere daha açık, farklı tatlar alabilecekleri, değişken bir cinsellik arayışı içindeler. Zaten uzun vadeli ilişkilerde ister istemez monotonlaşan cinsel hayatı yeni bir heyecan dalgasıyla tazelemek için çaba gösterenler de çoğunlukla kadınlar oluyor. Seksi bir iç çamaşırı, romantik bir akşam yemeği, küçük sürprizler, yeni fanteziler… Genellikle bu tarz fikirlerin arkasında erkekleri bulmak pek mümkün değil. Onlar kendilerine sunulan zevklerin tadını çıkarmakla yetiniyor ama daha durağan, daha klasik ve daha tek renkli bir cinsel hayattan da şikayet etmiyorlar. Yani kadınlar için seks, erkekler için olduğundan çok daha farklı bir anlam taşıyor. Evli kadınlar da seksi seviyorlar; Evliliğin aşkÂla birlikte cinsel zevki de öldürdüğü yolundaki bütün tezler palavra… Evli kadınların çoğu, seksi “bitmeyen bir balayı” tadında yaşamanın hayalini kuruyorlar.
Kocalarının onlara hep aynı tutkuyla sarılmasını, yıllar sonra bile ilk sevişmenin heyecanıyla sevişmeyi, kocalarıyla aralarındaki sevgililik ilişkisinin ve tutkunun sürmesini istiyorlar. Oysa çoğu erkek kendini sevgilisi ya da nişanlısı konumundaki kadını nikaha kadar elinde tutmak ve etkilemek zorunda hissetse bile, nikahtan sonra gevşiyor ve ilişkiyi cinsellik de dahil her yönden boşluyor. Evliliğin kaçınılmaz olarak rutinleşme tehlikesine düştüğü dönemlerde bunu fark eden ve durumu değiştirmek için çaba gösteren genellikle kadın oluyor. Ancak tabii ki bu tek taraflı çaba yeterli değil ve ilişkiÂnin her açıdan olduğu gibi cinsellik yönün-den de sıradanlasma tuzağına düşmesi kaÂçınılmaz. Yine de ne olursa olsun kadınlaÂrın evlenince yatakta tembelleştikleri ya da evli kadınların seksi sevmedikleri düşüncesi son derece yanlış…
Cinselliği aşkla birlikte yaşamak istiyorlar (devamı…)
12 Ocak
İstemelerine rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerden bazılarında altta yatan problem uygun zamanda ve yeterli sıklıkta ilişkinin olmaması, ya da uygulanan yanlış yöntemler gibi çok basit nedenler olabilir.
Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.
(devamı…)
12 Ocak
Korku ve suçluluk duygusu gibi psikolojik takıntılar, iktidarsızlık ve soğukluk gibi oldukça kalıcı cinsel sorunlara neden olabilir. Ama böyle temelli sorunlar olmadığı zaman bile, eşler arasında cinsel uyumsuzluk sözkonusu olabilir. Aslında cinsel bakımdan sağlıklı olan iki insan, birbirlerini sevdikleri halde cinsel ilişki anında bir soğukluğun içine düşebilirler.
Kuşkusuz, cinsel uyumsuzlukla kastedilen, eşlerin cinsel organları arasındaki herhangi bir fiziksel uyumsuzluk değildir. Cinsel bakımdan uyuşamadıklarını söyleyen kişiler, kendi cinsel arzularının eşlerininkinden ya daha zayıf olduğunu veya zevk aldıkları cinsellik biçiminin eşlerininkinden farklı olduğunu anlatmak i (devamı…)
12 Ocak
Kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyması olarak tanımlanabilir. Belli bir süreç sonunda erkek eşcinseller kendilerini gey kadınlar kendilerini lezbiyen olarak tanımladı. Bu gün halk tarafından pek bilinmeyen bu kelimeler Türkiyede yaşayan eşcinseller arasındada benimsendi ve sıklıkla kullanılmaya başlandı. Eşcinsellik uzun yıllardır bilim çevreleri de dahil olmak üzere bir kimlik bozukluğu, hastalık, sapıklık gibi olumsuz ifadelerle tanımlanmıştır. 1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) homoseksüelliğin ruhsal bir bozukluk olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlardır. Ancak bugün bile bu konu, halkta, politikacılar arasında ve bilim çevrelerinde tartışılmaktadır. Ancak bilimsel olarak bakıldığında eşcinselliği benimsemiş ve bu kimliği ile barışık olan grupta ruhsal sorunların ya da bir kimlik bozukluğunun olduğunu bildiren bir veriye rastlanmamaktadır. Ancak eşcinsel kimliğinden kurtulmaya çalışan, homofobik ya da baskı altında olan grupta ruhsal sorunlar heteroseksüellere (karşı cinse ilgi duyanlara göre daha yüksek gibi görünmektedir. (devamı…)
12 Ocak
Kırk-kırk beş yaş altındaki erkeklerin en çok şikayetçi oldukları cinsel sorunu erken boşalmadır. Erkek cinsel sorunları içinde birinci sırada gelmektedir. Erken boşalma olayı, erkeğin ve eşinin boşalmayı arzuladığı andan daha önce boşalmasıdır. Aslında erken boşalma, bir bozukluk, bir patoloji olmaktan çok fizyolojik olayların göreceli olarak beklenenden daha hızlı seyretmesi ile olmaktadır. Bazı erkekler cinsel yaşamlarının ilk başlangıcında daha erken boşalırken gittikçe boşalmayı kontrol ettiklerini ve daha geç boşalmaya başladıklarını, ancak aniden erken boşalmanın bir sorun olarak karşılarına çıktığını belirtmektedir. Bir kısmı ise başlangıçtan beri hep çabuk boşalmaktan şikayet etmektedir. Sonuçta boşalma zamanı objektif zaman ölçüsü ile belirlenmekten çok, hastaların algılayış, ya da kabulleniş biçimi ile ilgilidir. (devamı…)
12 Ocak
Cinsel ilgi ve istek bozukluğu:
İngiltere’de seyrek ancak Amerika’da daha sık rastlandığı bildirilmektedir. Bazıları ereksiyon bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkar ve çoğunlukla evlilik içi ilişkilerde bozukluk ve depresyonla birlikte görülür. Hipogonadizm gibi organik nedenler dışlanmalıdır.
12 Ocak
Erkek üreme sisteminin dış organları penis, skrotum ve testislerdir. İç organlar ise vas deferens, üretra, prostat bezi ve seminal veziküllerdir. Erkeğin genlerini taşıyan sperm testislerde yapılır ve seminal veziküllerde depolanır. Cinsel ilişki sırasında sperm meni adı verilen bir sıvının içinde vas deferensten sertleşmiş penise taşınır.
1. Penis (Kamış)
(devamı…)
12 Ocak
Erkekler için geliştirilme aşamasında olan doğum kontrol yöntemleri arasında en revaçta olanlar testosteron hormonunun sperm hücreleri üzerindeki etkilerini engelleyerek etki edenler. Bu yöntemlerin sperm hücreleri üzerindeki muhtemel mutajen (”genleri bozucu”) etkileri, yöntemlerin insanlarda kullanılabilirliğini henüz engelliyor.
Ancak fareler üzerinde başka nedenlerle yapılan deneylerde tesadüfen erkeklerde uygulanabilecek yeni bir doğum kontrol yönteminin yolu açıldı: Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda vaz deferens adı verilen sperm kanallarının (bu kanallar olgun sperm hücrelerini ana sperm kanallarına ve buradan da depolandıkları yere taşıyan kanalcıklardır) kasılmasını sağlayan bir reseptör (algılayıcı) olduğu saptandı. P2X1 adı verilen bu reseptör (algılayıcı) uyarıldıkça oluşan kasılmalar sayesinde sperm hücreleri aynen bir diş macunu sıkıldığında dışarı macunun boşalması gibi kanalda ilerlerliyorlar. İşte b (devamı…)
12 Ocak
Cinsel Güçsüzlük
Ülkemizde ve dünyada erkeklerin daha çok ileri yaşlarda olsa da artık genç yaşlarda da sık karşılaştığı bir hastalıktır. Cinsel güçsüzlük çok çeşitli şekillerde tanımlanabilir ama kısaca erkeğin cinsel gücünden memnun olmaması olarak da tarif edilebilir. Bazen bu durum gerçek bir cinsel güçsüzlük değilse de kişi hekime başvurmaktadır. Özellikle şehir yaşantısının getirdiği stres ile bu hastalığın hem sıklığı artmış hem de daha genç yaşlarda görülmeye başlamıştır.
(devamı…)
![]()